*Okuyacağınız metinde yer verilen açıklamalar, genel, kavramsal bir çerçeve sunmak amaçlı olup, her somut olayın kendi koşulları içinde farklı değerlendirilmesinin olanaklı olması nedeniyle, yapılan kısa açıklama hukuki bir tavsiye niteliği taşımamaktadır. Bu nedenle, yalnızca bilgi amaçlı verilen kısa açıklamalara dayanılarak hukuki bir süreç başlatılmaması, bunun için profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilmektedir. Proje ve web sitesinde yer verilen açıklamalar, sadece farkındalık yaratma amaçlı olup, proje kapsamında profesyonel anlamda hukuki ya da psikolojik destek verilmemektedir.

Psikolojik Tacize Karşı Olası Başvuru Yolları

 

1. Mobbinge maruz kalan kişi, mobbing uygulamakta olan tarafa, yaşadığı sorunları, mobbing niteliğindeki davranışların kendisi üzerindeki etkilerini ileterek, diğer bir ifadeyle bizzat mobbing faili ile konuşarak sorunu çözmeye çalışabilir.

Mobbing niteliğindeki davranışlara yönelik olarak mevzuatta öngörülen yaptırımlar konusunda karşı tarafa bilgi verebilir ve maruz kaldığı davranışların sona ermemesi ya da sona ermesi için gerekli tedbirlerin alınmaması halinde bu konuda yasal haklarını kullanacağını bildirebilir.

Mobbinge maruz kalan kişinin bu yöndeki uzlaşma girişimlerinde bulunması zorunlu olmamakla birlikte, bu yolun denenmesine karşın sorun halen devam ettiği takdirde, kişinin başvurabileceği başka yöntemler de bulunmaktadır.

 

2. Mobbing olayının yaşandığı işyerinde, mobbing uygulayan kişinin amirine, işveren vekiline, işverene, yönetim kademesindeki kişilere veya işyerinde bu konuda kurulmuş olan bağımsız ve tarafsız bir başvuru mekanizması var ise ilgili kurula durum hakkında bilgi verilerek, gerekli tedbirlerin alınması talep edilebilir. Nitekim işyerinde psikolojik tacizin önlenmesi ya da psikolojik taciz nedeniyle ortaya çıkabilecek zararın en aza indirilmesi için işletmelerde başvurulabilecek yöntemlerin başında, işletmede çalışanların bu konuda başvurabileceği iç müracaat ve şikâyet yöntemlerinin oluşturulması, bunlara başvuru, bunların inceleme ve karar alma usullerinin önceden belirlenmesi ve çalışanların bu konuda bilgilendirilerek, işletmede bu konuda bir bilinç oluşturulması gelmektedir. Ayrıca kurulacak bu birimler/kurullarda şikâyetin değerlendirilmesi ve incelenmesi aşamasında kişilik haklarının zedelenmemesi, gizliliğin korunması esaslarına da özellikle önem verilmesi gerekecektir.

 

3. İşyerinde başvurulabilecek bir şikâyet mekanizmasının olmaması ya da bu tip bir başvurudan sonuç alınamaması durumunda, psikolojik taciz nedeniyle çalışanın, İş Kanunu m. 24/II, b veya d bentleri kapsamında iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi mümkündür. Psikolojik taciz niteliği taşıyan davranışlar, aynı zamanda işçinin iş sözleşmesi ile kararlaştırılan çalışma koşullarının sözleşmede öngörüldüğü biçimde uygulanmaması sonucunu doğuruyor ya da ücretinin sözleşme şartlarına uygun ödenmemesi anlamına geliyorsa, işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshi İş Kanunu m. 24/II, e veya f bentlerine de dayanabilir.

Psikolojik tacizin varlığı ve dolayısıyla feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı konusunda ya da kıdem tazminatına hak kazanma hususunda çıkabilecek bir hukuki uyuşmazlığın çözülmesi konusunda görevli mahkeme iş mahkemesi olacaktır. 

Bu halde işçi, haklı nedenle fesih sonucunda diğer koşulları varsa kıdem tazminatına hak kazanacaktır. İşçi, uğradığı bir zarar söz konusu ise, genel hükümlere göre ayrıca tazminat talebinde de bulunabilecektir.

 

4. Psikolojik tacizin, İş Kanunu m. 5 hükmü ile yasaklanan ayrım kriterlerine dayalı, eşitliği bozucu ayrımcılık niteliğinde davranışlar olması halinde, işçinin en fazla 4 aylık ücret tutarında ayrımcılık tazminatı ve yoksun kaldığı hakların kendisine ödenmesini talep etmesi de olanaklıdır.

5. Psikolojik tacizin, kişilik haklarına yönelik bir saldırı olması nedeniyle, psikolojik tacize maruz kalan kişi, Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümlerine dayanarak mahkemeye başvurabilir.  Türk Medeni Kanunu m. 24 ve 25 hükümlerine göre, psikolojik tacize uğrayan ve kişilik hakkına saldırılan kişi, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Kişi ayrıca, uğradığı maddi ya da manevi zararın tazminini, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre talep edebilir. Tazminat talebinde haksız fiil ya da sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayanılması, davanın yöneltileceği kişi açısından farklılık arz edecektir.

6. Psikolojik tacize uğrayan kişi, ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne dilekçe ile başvuru yapabilir (edilekce.tbmm.gov.tr).

7. Psikolojik tacize uğrayan kişinin, şikayet ve talebini Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi üzerinden iletmesi de olanaklıdır (cimer.gov.tr).

8. Psikolojik tacize uğrayan kişi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Türkiye İş Kurumu tarafından sunulan hizmetler ile ilgili bilgi edinme amaçlı oluşturulan telefon hattı olan ALO 170 hattını arayarak, işyerinde psikolojik taciz konusunda uzman psikologlardan bilgi alma ve onların yönlendirmeleri üzerine şikayet başvurusunda bulunabilme olanağına da sahiptir.

9. Psikolojik taciz niteliğindeki davranışların, 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu uyarınca ayrımcılık teşkil etmesi durumunda, kişi, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna da başvurabilir. Kuruma psikolojik taciz şikayeti ile başvurulabilmesi için, psikolojik tacizin, 6701 sayılı Kanun’un ayrımcılık türleri arasında saydığı ve ayrımcılık kriterlerine (cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, mezhep, felsefi ve siyasi görüş, etnik köken, servet, doğum, medeni hal, sağlık durumu, engellilik ve yaş) dayalı bir psikolojik taciz durumunun söz konusu olması gerekmektedir. Kuruma başvuru internet üzerinden (tihek.gov.tr) yapılabileceği gibi, illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar aracılığıyla yapılabilmektedir.

Kurumun, başvurular konusundaki görev, yetkileri ve izlediği usul hakkındaki hükümler 6701 sayılı Kanun’da aşağıdaki gibi öngörülmüştür:

 

“m. 9/1: Kurumun görevleri

g) Ayrımcılık yasağı ihlallerini resen veya başvuru üzerine incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek.

ğ) Ayrımcılık yasağı ihlalleri nedeniyle mağdur olduğu iddiasıyla Kuruma başvuranlara mağduriyetlerinin giderilmesi için kullanabilecekleri idari ve hukuki süreçler konusunda yol göstermek ve başvurularını takip etmelerini sağlamak amacıyla yardımcı olmak.”

“m. 11/1: Kurumun görev ve yetkileri

b) Ayrımcılık yasağı ihlallerine ilişkin başvurular ile insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlallerine ilişkin resen yapılan incelemeleri karara bağlamak, bu başvuru ve incelemelere ilişkin gerekli hâllerde uzlaşma sürecini sonuçlandırmak, ayrımcılık yasağı ihlallerine ilişkin bu Kanunda öngörülen idari yaptırımlara karar vermek.

c) İnsan hakları ve ayrımcılık yasağı ihlallerine ilişkin yargı kararlarının uygulanmasına ilişkin sorunları izlemek ve değerlendirmek.”

 

“Başvurular

MADDE 17- (1) Ayrımcılık yasağı ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek ve tüzel kişi Kuruma başvurabilir. Kuruma başvuru, illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar aracılığıyla da yapılabilir. Başvuru hakkının etkin bir şekilde kullanılmasına hiçbir surette engel olunamaz. Başvurulardan herhangi bir ücret alınmaz.

(2) İlgililer, Kuruma başvurmadan önce bu Kanuna aykırı olduğunu iddia ettikleri uygulamanın düzeltilmesini ilgili taraftan talep eder. Bu taleplerin reddedilmesi veya otuz gün içerisinde cevap verilmemesi hâlinde Kuruma başvuru yapılabilir. Ancak Kurum, telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ihtimali bulunan hâllerde, bu şartı aramadan başvuruları kabul edebilir. 

(3) Dava açma süresi içinde Kuruma yapılan başvurular işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur.

(4) Yasama ve yargı yetkilerinin kullanılmasına ilişkin işlemler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler başvurunun konusu olamaz.

(5) 4857 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamına giren ayrımcılık iddialarına ilişkin başvurular, 4857 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatında belirlenen şikâyet usulleri izlendikten sonra herhangi bir yaptırım kararı alınmadığı hâllerde yapılabilir.

(6) İnsan hakları ve ayrımcılık yasağı ihlallerine ilişkin resen yapılan incelemeler için ihlal mağdurunun şahsen belirlenebilir olduğu durumlarda kendisinin veya kanuni temsilcisinin açık rızasının alınması şarttır. Ancak, çocuğun yüksek yararının gerektirdiği hâllerde kanuni temsilcisinin rızası aranmaz.

(7) Kuruma yapılacak başvurularda, vesayet ya da koruma altında olanlar ve çocuklar ile talepleri üzerine mağdur ya da mağdurların kimlik bilgileri gizli tutulur.

(8) 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (i) bendi kapsamında yapılan başvurular hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.

(9) İşleme konulmayacak başvurular ve gerekçeli kabul edilmezlik kararları ile başvuruya ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.”

 

“İhlal incelemeleri

MADDE 18- (1) Kurum, başvuruları ve resen yaptığı incelemeleri başvuru ve resen inceleme kararı tarihinden itibaren en geç üç ay içinde sonuçlandırır. Bu süre, Başkan tarafından bir defaya mahsus olmak üzere en fazla üç ay uzatılabilir.

(2) Kurum, ihlal iddiasına muhatap olan taraftan yazılı görüşünü sunmasını ister. Yazılı görüş, istemin tebliğinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ulaştırılır. Yazılı görüş, başvuran kişiye tebliğ edilerek, görüşünü tebliğden itibaren en geç on beş gün içinde Kuruma sunması istenir. Talep hâlinde Başkan bu süreleri bir defaya mahsus olmak üzere on beş gün uzatabilir. Taraflara talepleri hâlinde Kurul önünde ayrı ayrı sözlü açıklama yapma hakkı tanınabilir.

(3) Başkan, incelemenin özelliğine göre, görüşlerin alınmasından sonra, resen veya talep üzerine tarafları uzlaşmaya davet edebilir. Uzlaşma, insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlali olduğu iddia olunan uygulamaya son verilmesi veya mağdur açısından bu sonucu sağlayacak çözümleri içerebileceği gibi mağdura belli bir tazminatın ödenmesi biçiminde de olabilir. Uzlaşma en geç bir ay içinde sonuçlandırılır. Uzlaşma müzakereleri sırasında yapılan tespitler, alınan beyanlar veya açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.

(4) Uzlaşma yoluyla sonuçlandırılamayan başvurular ve incelemeler hakkında ilgili rapora ilişkin müzekkere yirmi gün içinde Kurula sunulur. Bunun üzerine Kurul, insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlali yapılıp yapılmadığına ilişkin karar verir.

(5) Kurul, konusu suç teşkil eden insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlallerini tespit ettiği takdirde, bunlarla ilgili suç duyurusunda bulunur.”

 

“İspat yükü

MADDE 21- (1) Münhasıran ayrımcılık yasağının ihlali iddiasıyla Kuruma yapılan başvurularda, başvuranın iddiasının gerçekliğine ilişkin kuvvetli emarelerin ve karine oluşturan olguların varlığını ortaya koyması hâlinde, karşı tarafın ayrımcılık yasağını ve eşit muamele ilkesini ihlal etmediğini ispat etmesi gerekir.”

 

“İdari yaptırımlar

MADDE 25- (1) Ayrımcılık yasağının ihlali hâlinde, bu ihlalin etki ve sonuçlarının ağırlığı, failin ekonomik durumu ve çoklu ayrımcılığın ağırlaştırıcı etkisi dikkate alınarak ihlalden sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri hakkında bin Türk lirasından on beş bin Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.

(2) Birinci fıkrada belirtilen idari para cezasının kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları hakkında uygulanması hâlinde, ödenen idari para cezası, cezaya esas ayrımcı uygulamaya kusuruyla sebebiyet veren kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında görev yapanlara rücu edilir. 

(3) 19 uncu maddede öngörülen yükümlülüklere, uyarıya rağmen haklı bir neden olmaksızın belirtilen sürede uymayan birinci fıkra kapsamındaki kişi ve kuruluşlar hakkında beş yüz Türk lirasından iki bin Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır. Bu fıkrada düzenlenen idari para cezaları hakkında da ikinci fıkra hükmü uygulanır.

(4) Kurul, verdiği idari para cezasını bir defaya mahsus olmak üzere uyarı cezasına dönüştürebilir. Hakkında uyarı cezası verilen kişi veya kurumun ayrımcı fiilinin tekrarı hâlinde alacağı ceza yüzde elli oranında artırılır. Bu artış ceza üst sınırını aşamaz. 

(5) Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir.

(6) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde idari yaptırımlara ilişkin olarak 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır.” 

 

10. Psikolojik taciz niteliğindeki davranışlar, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu ile öngörülen bazı suçlar kapsamında değerlendirilebilecek fiiller içerdiği takdirde, mağdurun suç duyurusunda bulunması da olanaklıdır.